7-A'raf Suresi 89. Ayeti Kerime Mealleri ve Tefsiri
Ö. NASUHİ BİLMEN MEALLERİ VE TEFSİRİ : 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri' |
Ö NASUHİ BİLMEN MEALİ: |
Eğer Allah Teâlâ bizi ondan kurtardıktan sonra sizin milletinize dönersek muhakkak Allah´a karşı yalan yere iftira etmiş oluruz. Bizim için onda dönmek olamaz. Meğer ki, Rabbim olan Allah Teâlâ dileyecek olsun. Rabbimiz her şeyi ilmen muhîttir. Allah Teâlâa tevekkül etmişizdir. «Ey Rabbimiz! Bizim aramızla kavmimizin arasını hak ile feth et, ve Sen fatih olanların hayırlısısın.» |
Ö NASUHİ BİLMEN TEFSİR MEALİ: |
Eğer Allah T e âlâ bizi ondan kurtardıktan sonra sizin dininize dönersek muhakkak Allah'a karşı yalan yere iftira etmiş oluruz. Bizim için ondan dönmek olamaz. Ancak Rabbim olan Allah Teâlâ dilemiş o başka. Rabbimiz herşeyi ilmiyle kuşatmıştır. Allah Teâlâ'ya tevekkül etmişizdir. Ey Rabbimiz!. Bizim aramızla kavmimizin arasında hak ile hikmet, ve sen hükmedenlerin en hayırlısısın. |
Ö NASUHİ BİLMEN TEFSİRİ: 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri' |
Hz. Şuayb, kavminin dinine dönmenin asla caiz olamayacağını ifâde için demiştir ki: (Eğer Allah Teâlâ bizi ondan) O kavmin bâtıl dininden, (kurtardıktan sonra) ondan koruduktan ve ona evvelce girmiş olan bir takım kimseleri de ondan uzaklaştırarak İslâm dinine sokduktan sonra (sizin milletinize) dininize, yani küfr ve şirke (döner istek muhakkak Allah'a karşı yalan yere) büyük bir yalan olarak (iftirada bulunmuş oluruz.) çünkü o takdirde Allah Teâlâ'nın ortak ve benzeri olduğunu iddia etmemiz lâzım gelir ve İslâmiyet in hak bir din olmayıp bâtıl olduğuna ve o müşriklerin dinlerinin de Hak'ka yakın olduğuna inanmış olmamız gerekir. Bu ise en büyük bir yalandır, en muazzam bir iftiradır. Binaenaleyh (Bizim için on'dan) İslâm dininden hiçbir vakit (dönmek olamaz.) öyle hakikî bir din, nasıl terk edilebilir!. (Ancak, Rabbimiz olan Allah Teâlâ dilemiş o başka) O Kerem Sahibi mabudumuz, bir kulunun sefil olmasını, dinden dönmesini hikmet gereği dilerse onun irâdesi, kazası tecelli eder. Ona kimse mâni olamaz. Fakat bizim (Rabbimiz) sahibimiz, varlığımızın terbiyecisi, rablık sıfatıyla vasıflanmış olan Yaratıcımız, hakikî müslümanların dinden dönmelerini katiyyen dilemez. O (herşeyi ilmiyle kuşatmıştır.) onun ilmi pek geniştir. Binaenaleyh kullarının kararlarını, niyetlerini, güzel itikatlarını da bilir, herbiri hakkında lâyık olan şeyleri takir buyurur. Artık öyle İlim ve kerem sahib olan bir yüce mâbud, bizim gibi doğru yola ve kurtuluşa eriştirdiği kullarının imândan çıkıp küfre düşmelerini diler mi?. Bu onun lütuf ve merhametinden dolayı meydana gelemez. Biz de dinimizde sabit olmamız hususunda (Allah Teâlâ'ya tevekkül etmişizdir.) bizi şirkten koruyarak hakkımızda nimetlerini tamamlaması için o Kerem Sahibi Yaratıcıya sığınmış bulunmaktayız.
Hz. Şuayb, kavminin imân etmeyeceklerini anlayarak ümitsizliğe düşünce de dua ederek demiştir ki: (Ey Rabbimiz!. Bizim aramızla) O hakkı kabul etmeyen, bizleri de saptırmak isteyen o kâfir (kavmimizin arasında hak ile hükmet) her iki gurubun haline uygun bir şekilde adaletle hükmet veya bizim durumumuzu ortaya çıkar, bizim ile o müşrik kavim arasındaki fark meydana çıksın, (ve sen hükmedenlerin en hayırlısısın.) Yarabbü. Senden başka adaletle, yerli yerinde hükmeden, hakikatları ortaya çıkaran bir fatih, bir hâkim yoktur. Buna inancımız tamdır!.
|