6-En'am Suresi 79. Ayeti Kerime Mealleri ve Tefsiri
Ö. NASUHİ BİLMEN MEALLERİ VE TEFSİRİ : 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri' |
Ö NASUHİ BİLMEN MEALİ: |
«Ben muhakkak bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaradana çevirdim ve ben müşriklerden değilim.» |
Ö NASUHİ BİLMEN TEFSİR MEALİ: |
Ben muhakkak bir hânif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaradana çevirdim ve ben müşriklerden değilim. |
Ö NASUHİ BİLMEN TEFSİRİ: 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri' |
(Ben muhakkak bir muvahhit) Bir hânif yani: Bâtıl dinlerden, bozuk inançlardan uzak olarak (yüzümü) tam bir samimiyetle kalbimi, ibâdet ve itaatimi (gökleri ve yeri) bütün kâinatı (yaratana) bütün bunları kudretiyle yoktan var etmiş olan Yüce Allah'a (çevirdim) ben bütün varlığımla onun apaçık dinine yönelmiş, tevhid inancıyla vasıflanmış bulunmaktayım (ve ben müşriklerden değilim.) öyle gök cisimlerin ve diğer mahlûkatı birer mabut tanıyarak onları Yüce Yaratıcıya ortak tanıyan câhiller güruhundan uzak bulunmaktayım. § İbrahim Aleyhisselâm'ın yıldıza, ay'a ve güneşe "Rabbim" demesi onların rablığına inanma suretiyle değildir. Çünki Peygamber çocuklarından beri masumdurlar, onlardan küfr ve isyan sâdır olmaz. Binaenaleyh bu gibi mahlukata "Rab'bim" delmesinde birçok sebep vardır. Tefsiri kebirde vesâirede bunlar gösterilmiştir. Bu cümleden olarak şöyle denilmektedir:
(1) Hz. İbrahim'in kendileriyle münazarada bulunduğu taifeye karşı: "Bu benim Rab'bimdir" demesi sizin iddia ve inancınıza göre bu benim Rab'bimdir, fakat haddizatında öyle değildir, demektir.
(2) Bu benim Rab'bimdir, sözü inkâr yoluyla sorulan bir somdan ibarettir. Adeta denilmiş oluyor ki: "Bu benim Rab'bim midir?." ha söyleyin bakalım!. Karşılıklı konuşmalarda böyle soru edatının düşmesi pek çoktur.
(3) Hz. İbrahim: "Bu benim Rab'bimdir, veya Rab'bim bu'dur" sözünü alay yoluyla söylemiştir. Nitekim bir kavime desbotluk eden aşağılık bir adam hakkında: "Bu sizin efendinizdir" denilerek onun bu desbotluğa lâyık olmadığına işaret edilmiş olur.
(4) Hz. İbrahim, bu sözleriyle yıldızlara, Ay'a ve güneşe tapan bir kavmi delile dayanarak netice çıkarmak suretiyle irşad etmek istemiştir. Kendileri ile münazarada bulunduğu müşrikleri güzelce düşünceye sevk için yumuşak davranarak konuşmuştur. Onların nazar-ı dikkatlerini çekmek için onların iddia ettikleri gibi açıklamada bulunmuş, sonra o iddiaların bâtıl olduğunu birer delile dayanarak göstermiştir. Âdeta denilmiş oluyor ki: Bir kere düşününüz, kendilerine rablık isnat ettiğiniz bu şeylerden herbirinin üstünde de daha büyüğü, daha parlağı doğup sönüyor, hepsi de dâima değişme ve başkalaşmaya mâruz bulunuyor, artık bunlar nasıl rablığa sahip olabilirler?. Doğrusu ben bunlardan beriyim, ben ezelî ve ebedî olan değişme ve başkalaşmadan uzak bulunan Kâinatın Yaratıcısını birler ve tasdik ederim, ondan başkasının rablıkla, m âb utlu ki a vasıflanmış olmasına inanmam. Ben ancak o Yüce Yaratıcıya inanır ve yönelirim.
|