40-Mümin Suresi 67. Ayeti Kerime Mealleri ve Tefsiri
Ö. NASUHİ BİLMEN MEALLERİ VE TEFSİRİ : 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri' |
Ö NASUHİ BİLMEN MEALİ: |
O, o (Hâlık-i Hakîm)dir ki, sizi topraktan, sonra bir nutfeden, sonra da bir kan pıhtısından yarattı. Sonra sizi çocuk olarak çıkarır, sonra kuvvetinizin tekamülü çağına (erişesiniz) sonra ihtiyarlayasınız diye (sizi yaşatır) ve sizden bazınız daha evvel öldürülür ve muayyen olan zamana erişesiniz ve belki akıl erdiresiniz (diye böyle yapar). |
Ö NASUHİ BİLMEN TEFSİR MEALİ: |
O, O -Hikmet Sahibi Yaratıcı- dir ki: Sizi topraktan, sonra bir nutfeden, sonra da bir kan pıhtısından yarattı. Sonra sizi çocuk olarak çıkarır, sonra kuvvetinizin tekâmülü çağına -erişesiniz- sonra ihtiyarlayasınız diye -sizi yaşatır- sizden bâzınız daha evvel öldürülür ve muayyen olan zamana erişesiniz ve belki, düşünürsünüz -diye böyle yapar- |
Ö NASUHİ BİLMEN TEFSİRİ: 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri' |
(O) Yüce zâtından başkasına ibâdet etmekten men edilmiş olduğum ezeli mâbud (O) Hikmet Sahibi Yaratıcı (dır ki:) ey insanlar!, (sizi) Başlangıçta pederiniz Hz. Âdem itibariyle (topraktan) yarattı (sonra) sizi, insanlık silsilesini (bir nutfeden) meni denilen bir su parçasından validelerin rahimlerinde (yarattı) büyütüp geliştirdi (sonra sizi) o rahimlerden (çocuk olarak) yer yüzüne (çıkardı) hayat alanına getirdi (sonra kuvvetinizin tekamülü çağına) erişesiniz. Aklınızın, fikrinizin kuvvet bulacağı bir müddete, meselâ: Otuz yaşından kırk yaşına ulaşasınız diye sizi yaşatır (sonra i h t i ya r I aya siniz) yaşlılık çağına kavuşasınız (diye) sizi yaşatır (ve sizden bâzınız, daha evvel öldürülür) bir nice kimselerin de daha olgunluk çağına, ihtiyarlık çağına gelmeden hikmet gereği ruhları alınarak kendileri ölüme mahkûm edilmiş olur. (ve muayyen olan zamana) ölüm vaktine veya kıyamet gününe (erişesiniz, ve belki düşünesiniz) bu muhtelif hayat safhalarını, bunlardaki hikmetleri, maslahatları düşünerek bununla Allah'ın birliğine ve kudretine delil bulunasınız diye Cenab-ı Hak böyle yapar, Yüce kudretini, eşsiz tasarruflarını kullarına göstermiş olur.
|