KÜNYE   KAYNAKÇA   İLETİŞİM      

  SAYFANIN MOBİL VERSİYONU: kuranmeali.name.tr   

ARAPÇA METNİ     SURELER     MEAL     TEFSİR     KELİMELER-KAVRAMLAR    
TEFSİR  

18-KEHF SURESI (110 Ayet)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52
53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78
79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104
105 106 107 108 109 110
Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri ve Meali Kehf Suresi 77  Ayeti Kerime Tefsiri ve Mealleri - 18/77
18-KEHF SURESI - 77. AYET    Mekke
فَانْطَلَقَا حَتَّىٰ إِذَا أَتَيَا أَهْلَ قَرْيَةٍ اسْتَطْعَمَا أَهْلَهَا فَأَبَوْا أَنْ يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَنْ يَنْقَضَّ فَأَقَامَهُ ۖ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَاتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا -77
Fentaleka hatta iza eteya ehle karyetinistet´ama ehleha fe ebev ey yüdayyifuhüma fe veceda fıha cidaray yürıdü ey yenkadda fe ekameh kale lev şi´te lettehazte aleyhi ecra
18-Kehf Suresi 77. Ayeti Kerime Mealleri ve Tefsiri
Ö. NASUHİ BİLMEN MEALLERİ VE TEFSİRİ : 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri'
Ö NASUHİ BİLMEN  MEALİ: Sonra yine gittiler, bir belde ahalisine varınca onun ahalisinden taam istediler. Onlar ise bunları misafir kabul etmekten kaçındılar. Derken orada bir duvar buldular ki, yıkılmak istemekte idi. Hemen doğrultuverdi. Dedi ki: «Eğer dileseydin bunun üzerine elbette bir ücret alıverirdin.»
Ö NASUHİ BİLMEN  TEFSİR MEALİ: Sonra yine gittiler, bir belde ahalisine varınca onun ahalisinden yiyecek istediler. Onlar ise bunları misafir kabul etmekten kaçındılar. Derken orada bir duvar buldular ki, yıkılmak istemekte idi. Onu hemen doğrultu verdi. Dedi ki: Eğer dileseydin bunu üzerine elbette bir ücret alıverirdin.
Ö NASUHİ BİLMEN  TEFSİRİ:
'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri'
Bu mübarek âyetler de Hz. Musa ile Hz. Hızır'ın bir müddet daha arkadaşlıkta bulunduklarını, sonra Hz. Musa'nın bir ifadesinden dolayı bu arkadaşlığa son verildiğini beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: Musa Aleyhisselâm ile Hz. Hızır, aralarındaki konuşmadan (sonra yine) yollarına devam edip (gittiler) bu esnada (bir belde ahalisine ^arınca) aralarında dolaştılar (onun ahalisinden yiyecek istediler) böyle bir ihtiyaç içinde kalmışlardı. (Onlar) o belde ahalisi (ise bunları) böyle muhterem iki zatı (misafir etmekten kaçındılar) onları hanelerine kabul ederek taam vermekte bulunmadılar. (Derken orada bir duvar buldular ki, yıkılmak istemekte idi) yani: Yıkılmaya yüz tutmuştu, hemen hemen yıkılacaktı. Hz. Hızır ise (onun hemen doğrultuverdh mübarek eliyle temas ederek onu dosdoğru bir hale getirdi. Böyle bir mucize gösterdi. Yahut o duvarı sökerek yeniden yapıverdi. Hz. Musa, bunu görünce Hz. Hızır'a (dedi ki: Eğer dileseydin bunun üzerine) böylece bir hizmette bulunma karşılığında (elbette bir ücret alıverirdin) o sebeple ihtiyacımızı gidermiş olurduk. Muhterem iki misafiri aç bırakarak hanelerine kabul etmeyen kimselere karşı böyle fedakârca bir hizmette bulunmak büyük bir iyiliktir. Bunun karşılığında bir şey beklemek gerçekte yüce kimselerin âdetine aykırıdır. Fakat bir ihtiyaç ve mecburiyet sebebiyle bu hizmetten dolayı bir ücret beklenebilir. Büyük bir hayatî ihtiyacın giderilmesi başka türlü kabil olmayınca bunu cemiyet efradından istemek mubahtır, belki de birçok kere vacip olur işte böyle mecburiyetten dolayıdır ki, Musa Aleyhisselâm yine va'dini unutarak öyle bir sualde blunmuştu. § 0 beldeden murat ise ya Antakya'dır veya iyle'dir veyahut Endülüs'te bir şehirdir. Kariyye tabiri köy demek ise de belde, şehir mânâsında da kullanılmıştır.

KUR'AN-I KERİM MEALİ, TEFSİRİ; AÇIKLAMASI, YORUMU VE MANAYI İZHARI;

Copyright © kuranikerim.name.tr, 2014