KÜNYE   KAYNAKÇA   İLETİŞİM      

  SAYFANIN MOBİL VERSİYONU: kuranmeali.name.tr   

ARAPÇA METNİ     SURELER     MEAL     TEFSİR     KELİMELER-KAVRAMLAR    
TEFSİR  

18-KEHF SURESI (110 Ayet)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52
53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78
79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104
105 106 107 108 109 110
Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri ve Meali Kehf Suresi 19  Ayeti Kerime Tefsiri ve Mealleri - 18/19
18-KEHF SURESI - 19. AYET    Mekke
وَكَذَٰلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَاءَلُوا بَيْنَهُمْ ۚ قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ ۖ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ ۚ قَالُوا رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَابْعَثُوا أَحَدَكُمْ بِوَرِقِكُمْ هَٰذِهِ إِلَى الْمَدِينَةِ فَلْيَنْظُرْ أَيُّهَا أَزْكَىٰ طَعَامًا فَلْيَأْتِكُمْ بِرِزْقٍ مِنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا -19
Ve kezalike beasnahüm li yetesaelu beynehüm kale kailüm minhüm kem lebistüm kalu lebisna yevmen ev ba´da yevm kalu rabbüküm a´lemü bi ma lebistüm feb´asu ehadeküm bi verikılüm hazihı ilel medıneti fel yenzur eyyüha ezka taamen fel ye´tiküm bi rizkım minhü vel yetelattaf ve la yüş´ıranne biküm ehada
18-Kehf Suresi 19. Ayeti Kerime Mealleri ve Tefsiri
Ö. NASUHİ BİLMEN MEALLERİ VE TEFSİRİ : 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri'
Ö NASUHİ BİLMEN  MEALİ: Ve onları böylece uyandırdık ki, aralarında soruşturuversinler. Onlardan bir sözcü dedi ki: «Ne kadar durdunuz?» Dediler ki: «Bir gün veya bir günün birazı kadar.» Dediler ki: «Ne kadar durduğunuzu Rabbiniz daha ziyâde bilendir. Şimdi birinizi şu gümüş akçanız ile şehre gönderiniz, taamca hangisi daha temiz ise ondan size bir rızk getirsin ve çok dikkatli hareket etsin ve sizi sakın bir kimseye haber vermesin.»
Ö NASUHİ BİLMEN  TEFSİR MEALİ: Ve onları böylece uyandırdık ki, aralarında soruşturuversinler onlardan bir sözcü dedi ki: Ne kadar durdunuz?. Dediler ki: Birgün veya bir günün bir azı kadar. Dediler ki: Ne kadar durduğunuzu Rabbiniz daha ziyade bilendir. Şimdi birinizi şu gümüş akçanız ile şehre gönderiniz, yiyecek olarak hangisi daha temiz ise ondan size bir rızk getirsin ve çok dikkatli hareket etsin ve sizi sakın bir kimseye haber vermesin.
Ö NASUHİ BİLMEN  TEFSİRİ:
'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri'
Bu mübarek âyetler, ashab-ı kehf'in asırlarca mağarada uyuyup kaldıkları halde uyanarak ne kadar az bir müddet uykuya dalmış olduklarında ihtilâfa düştüklerini bildiriyor. Ve kendilerine şehirden erzak getirmek için içlerinden gönderdikleri bir zata ne kadar ihtiyatlıca hareket etmesini tavsiye eylemiş, aksi takdirde felâketlere uğrayacaklarını ihtar eylemiş olduklarını beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: (Ve onları) o mağarada olanları (böylece) uykuya daldırdığımız ve bedenlerini çürümekten koruduğumuz gibi, kendilerini de âdeta öldürdükten sonra diriltmek kabilinden olarak o garip uykudan (uyandırdık ki) Allah'ın kudretine bir delil teşkil etsinler. Bu hakikatin tecellisi için (aralarında soruşturuversînler) mağarada bir hikmet gereği ne kadar kaldıkları nazar dikkate alınarak Allah'ın korumasına mazhar oldukları güzelce anlaşılsın, ilâhî kudret hakkındaki kesin inançları daha ziyade artsın (onlardan bir sözcü) onların "Mekselmina" adındaki reisleri (dedi ki,) ey din kardeşleri!. Bu mağarada biliyor musunuz?, (ne kadar durdunuz?.) ne kadar uyuyup kaldınız, bu "hususta zannınız nedir?. Onlardan bazıları (dediler ki: Birgün veya bir günün birazı kadar) durmuş olmalıyız. Çünkü onlar, güneşin doğacağı sırada mağaraya girmiş, güneşin batacağı zaman uyanmış oldukları için böyle sanmışlardı. Fakat onlardan bazıları da "Temliha" gibi reisleri de veya hepsi de meselâ: Tırnaklarındaki, saçlarındaki bazı değişikliklere bakarak veya kalplerine gelen ilâhî ilhama binaen tekrar (dediler ki) Bu mağarada (ne kadar durduğumuzu Rabbimiz daha ziyade bilendir) biz bunu tayin edemeyiz. Bu zatlar birbirini cehaletle itham etmiş olmamak için böyle kemâli nezaketle güzel bir mütalâada bulundular ve dediler ki: (Şimdi birinizi şu gümüş akçanızla şehre) rivayete göre içinden çıkıp gelmiş oldukları Tarsus beldesine (gönderiniz) varsın dikkat etsin (yiyecek olarak hangisi daha temiz ise) dinimizce helâl, temiz bulunmuş ise (ondan size bir rızk getirsin) ondan hepimiz yeyip gıdamızı temin edelim. (Ve) bununla beraber şehre gidince (çok dikkatli hareket etsin) kendisini gizlesin, böyle mağaraya sığınmış kimselerden olduğu anlaşılmasın. (Ve sizi sakın) şehir ahalisinden (bir kimseye haber vermesin) sonra vaziyetimiz etrafa yayılır başımız belâya uğrar.

KUR'AN-I KERİM MEALİ, TEFSİRİ; AÇIKLAMASI, YORUMU VE MANAYI İZHARI;

Copyright © kuranikerim.name.tr, 2014